Ara


Veda Hutbesi
Peygamber efendimizin Vedâ Haccında 124.000’den fazla Müslümana yaptıkları vâz ve nasîhatlar. Peygamberimizin Allahü teâlâ tarafından...
WWW.AYETVEHADİSİLECUMA.COM
17 RECEP 1447
MEZARLIKTA, OTOBÜSTE, DUADA, MUKABELEDE,
DİLEDİĞİN HER YERDE YASİN KİTABIN BURADA
YASİN KİTABI İÇİN TIKLA VE OKU
CANLI KABE TV SEYRET CANLI
RESİMLİ ve ANLATIMLI NAMAZ ÖĞREN
NAMAZINI KONTROL ET
-GÜNÜN DUASI-
Bismillahirrahmanirrahim
Allah'ım,
Ebrâr ve seçkin kulların hürmetine
hiçbir zaman uyumayan gözünle
beni, kendileriyle beraber yaşamakla
beni imtihan ettiğin malımı, evlâdımı,
dînimi ve dünyamı koruyup kolla, rahmetinle ey Azîz, ey Ğaffâr,
ey Kerîm, ey Settâr, rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi!
AMİN
FİLM İZLE - MAHŞER
05323315755 05307665539

"Hasbunallahu ve ni’mel vekil nimel Mevla ve ni’me’n nasîr."
Sadece bir konuya bağlı doğrulanmış Ayet ve Hadis İçeren kişisel projem
Ayet ve Hadis ile Cuma mesajları platformuna hoş geldiniz.
Sitemde size sunduklarıma göz atın.
Bakarsınız Ayet ve Hadis ile Cuma mesajları sizin için de bir tutku haline gelir.
Bir konu içeren Ayet ve Hadisleri bizimle paylaşabilirsiniz...
- ZİKİR ve DUA -
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken daima
Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve:
''Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın.
Bizi cehennem azabından koru'' derler..."
Bakara Suresi, 180
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
" En faziletli Zikir, ''Lâ İlâhe İllallah'', en faziletli Dua da ''Elhamdülillah'dır..."
Buyurmuşlardır..
Tirmizi, Daavat 9
Cumamız Mübarek Olsun.



Bu Ayın Zikri - Recep
Receb, tazim ve saygı anlamına gelir. İslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir
sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun
baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki,
bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile, başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya "sağır ay" denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.
Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir:
Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay
duymamakta, mü'minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir.
Böylece Cenab-ı Hak mü'min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.
İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle şereflendirildi.
Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) dualarında,
"Allah'ım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır." buyururlardı. (Camiü's-sağir, 2/90)
Receb'e, "recm ayı" da denir. Buna göre, mü'minlerin eziyet ve zahmet
vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki "R" Allah'ın rahmetine, "C" Allah'ın cömertliğine ve yardımına,
"B" ise Allah'ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.
Receb ayına "mutahhar" denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah
ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde
ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye
binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.
Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan'dan iki ay öncesidir.
fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi'rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması, faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur'ân'da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.
Receb ayı, "üç aylar" olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara "çok sevaplı ibadet ayları" diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü'minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:
"Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar." (Şualar, s. 416)
Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü'minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.
Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:
- Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.
- Receb tövbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet
(Allah'a yakınlık) ayıdır.
- Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.
- Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır,
Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.
Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
"Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır.
Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa,
hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer."
(Abdürkadir Geylani, Üç aylar ve Faziletleri)
Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe
bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden
devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:
"Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram
aylarda tut ve bırak." (Ebu Davut, Savm 54)
Hadisin devamında ravî olan Sahabı şöyle demektedir:
"Resulullah 'tut' dedikçe, üç parmağını yumdu, 'bırak' deyince de üç parmağını bıraktı." Böylece Peygamberimizin o zata, "Üç gün tut, üç gün ara ver" dediği anlaşılıyordu.
Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.
Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi,
Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır.
Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur.
Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını
söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay
boyu oruç tutmayı mekruh görürler.
(İhya, 1/237; Zadu'l-mead, 2764)
Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde,
yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.
Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara "Tutma!.." denilmez, ama fıkhı
olarak da hükmünü belirtmek gerekir.
Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı, kefaret orucu
tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa, tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden
böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.
Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi
kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.
"Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yül-Kayyûmu ve etûbü ileyh.
Tövbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ."
"Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir
ilâh bulunmayan Allah'tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tövbesi
gibi Ona tövbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve
ne de tekrar dirilmeye sahip değildir." (Mecmuatü'l-ahzab, 1/599)
Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak
üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde
dua ettiği rivayet edillir:
"Allah'ım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine;
hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine."
"Allah'ım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet
üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve
hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim."
"Allah'ım, beni bağışla, beni bağışlamakla sana bir zarar gelmez. Bana
nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin
geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir."
"Allah'ım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.
Allah'ım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü'min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle."
من اشتغفر الله في رجب بالغداة والعشي يرفع يديه ويقول اللهم اغفر لي وارحمني وتب علي سبعين مرة لم تمس النار له جلدا
“Her kim Recep ayında sabah akşam 70 kere istiğfarda bulunur ve ellerini
kaldırarak yetmiş defa 'Allah’ım beni affet, bana merhamet eyle ve tövbemi
kabul buyur.' derse, Allah onun cesedini ateşe haram kılar.”
(Safûrî, Nüzhetü’l-Mecalis, 1/158; Tuhfetü’l-ihvan, s. 10)
Aleyhisselam
Manası: Allahın selamı, onun üzerine olsun.
Aleyhissalatu vesselam
Manası: Allahın salatu selamı onun üzerine olsun.
Sallallahu aleyhi ve sellem
Manası: Allahu Teala, Ona salatu selam etsin.
Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed
Manası: Allahım! (peygamberimiz) Hz.Muhammed’e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
Manası: Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)
Allahumme salli ala Muhammedin ve enzilhul’muk’adel’mukarrabe indeke yevmel’kıyameti.
Manası:Ey Allah’ım! Hz. Muhammed’e Salatu selam et, ve onu kıyamet gününde sana yakın bir yere(makam-ı Mahmut’a) indir.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin tıbbil’kulubi ve devaiha ve afiyetil, abdani ve şifaiha ve nuril’ebsari ve ziyaiha ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.
Manası: Ey Allahım ! kalblerin doktoru ve devası, vucutların şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Muhammed’e (S.A.V.) aline ve ashabına salatu selam eyle.
Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin bi’adedi ilmike
Manası: Ey Allahım ! efendimiz Hz. Muhammed’e (S.A.V.) ve efendimiz Hz.Muhammedin (S.A.V.) aline nihayetsiz olan ilminin adedince salatu selam ve bereketler ihsan eyle.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin mahtelefel-melevani ve teakabel-asarani ve kerraral-cedidani vestekbelel-ferkadani ve belliğ ruhahu ve ervaha ehl-i beytihi minnat-tahiyyete vesselame verham ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslimen kesiran kesira.
Manası: Allah’ım melevan, asaran, cedidan ve ferkadan yıldızları devam ettiği müddetçe Efendimiz Muhammed’e (S.A.V.) salat ve selam eyle. O’nun ve ehl-i beytinin ruhuna bizden saygı ve selam ulaştır.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa ve ma beynehum minen’nebiyyine vel’murselin. Salevatullahi ve selamuhu aleyhim ecmain.
Manası: Allahım ! Hz.Muhammed’e(S.A.V.), Hz.Adem, Hz.Nuh,Hz.İbrahim,Hz.İsa(A.S.V.) ve bunların arasında (gelip geçmiş bütün) peygamberlere rahmet ihsan eyle.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel’muminine vel’muminati vel’muslimine vel’muslimati.
Manası: Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed’e salat (Rahmet) et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle.
Allahumme Salli ala Ruhi seyyidina Muhammedin fil’ervahi ve salli ala cesedi seyyidina Muhammedin fil’ecsadi ve salli ala kabri seyyidina Muhammedin filkuburi. Allahhumme belliğ minni tehiyyeten ve selama.
Manası: Ey Allahım! Ruhlar içinde sevgili peygamberimiz Hz.Muhammedin ruhuna, cesedler içinde Hz.Muhammedin (A.S.V) cesedine, kabirler içinde Hz.Muhammedin (A.S.V.) kabrine salatu selam eyle. Allahım, benim selamımı sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.V.)’in aziz ruhuna vasıl eyle (ulaştır).
Allahumme salli ala Muhammedin ve ezvacihi ve zurriyetihi kema salleyte ala İbrahime, ve barik ala Muhammedin ve ezvacihi ve zurriyetihi kema barekte ala İbrahime inneke hamidun mecid.
Manası: Ey Allahım! Hz.Muhammed’e zevcelerine ve soyuna rahmet et. Hz.İbrahime rahmet ettiğin gibi. Hz.Muhammed’e, zevcelerine ve soyundan gelenlere bereket ver. Hz. İbrahime bereket verdiğin gibi. Gerçek ki, Sen, Hamidsin(Öğülmüş yanlız sensin) Mecidsin (şan ve şeref sahibisin).
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve selleme adede mâ alimte,
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve selleme zînete mâ alimte,
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve selleme mil’e mâ alimte.
Açıklama:SALAVÂT-I HIZIR Menâhicil İbad kitabında bulunmaktadır. Hızır Alleyhisselâm’ ın bazı evliyaya tâlim buyurduğu rivayet olunur.
Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala ali ibrahim,. İnneke hamidun mecid.
Manası: (Ey Allahım, Hz.Muhammed’e ve O’nun âline salat et. Hz. İbrahim (A.S.)’a ve âline salat ettiğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin,(Öğülmüş yalnız sensin), Mecidsin (Şan ve şeref sahibi yanlız sensin)
Allahumme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim, İnneke hamidun mecid.
Manası: (Ey Allahım, Hz.Muhammed’e ve O’nun âline mübarek eyle. Hz. İbrahim (A.S.)’a ve âline mübarek eylediğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin,(Öğülmüş yalnız sensin), Mecidsin (Şan ve şeref sahibi yanlız sensin)
salaten tüncina
Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin salâten tuncînâ biha min cemîil’ehvâli vel’âfât. Ve takdîlenâ bihâ cemîal’hâcât. Ve tutahhiruna, bihâ min cemîis’seyyiât. Ve terfeunâ bihâ âledderacât. Ve tubelliğunâ bihâ eksal’ğâyât, min cemî’ilhayrâti fil’hayati ve bâdel’memât. Hasbunallâhu ve nî’mel vekîl, nî’mel mevlâ ve nî’men’nasîr.
Manası: Ey Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (S.A.V.)aline (ve ümmetine) öyle bir salatu selam eyle ki, O salatu selam ile bizi tüm endişelerden, korkulardan, felaketlerden, muhafaza eyle. O salatu selam ile tüm hacetlerimizi ihsan eyle. O salat ile bizi bütün kötülüklerden temizke. O salat ile bizi en yüksek derecelere yükselt. Gayelerin en son, en yüksek makamına bizi onunla ulaştır. O salat ile hayat ve ölümümüzden sonra da bizi tüm hayırlara kavuştur. Yüce Allah, bize kafidir. O ne güzel vekil, ne güzel koruyucu ve ne güzel yardımcıdır.
Salât-ı Tefriciye — Salât-ı Nariye
Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezi tenhallu bihil’ukadu, ve tenfericu bihil’kurabu, vetukdâ bihil’havâicu, ve tunâlu bihir’regâibu, ve husnul’havâtimi, ve yusteskal’ğamâmu bivechihil’kerimi ve alâ âlihi ve sahbihî fî kulli lemhatin ve nefesin bi adedi kulli mâlûmin lek.
Manası: Allah’ ım! Her göz açıp kapamada ve her nefeste, Sana ma’lum nesneler adedince mükemmel bir salat ve tam bir selamı Efendimiz Muhammed (SAV) ‘in ve bütün Âl ve Ashabının üzerine indir ki; Onunla düğümler çözülür, sıkıntılar dağılır, ihtiyaçlar giderilir, istekler ve hüsn-ü hatimeler elde edilir ve mübarek yüzü hürmetine bulutlardan yağmur istenilir.”
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke Ya Resulallah
Manası:Sana binlerce salât ü selam olsun Ey Allah’ın Resûlü
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke ya Emîne vahyillah
Manası:Sana binlerce salat ü selam olsun ey Allah’ın vahyinin emîn temsilcisi
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ emertenâ en nusalliye aleyh,
Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyil ümmiyyi kemâ yenbeğî en yusalle aleyh,
Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi biadedi men lem yusalli aleyh,
Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ tuhibbü en yusalle aleyh.
Açıklama:Ezhâr-ül Ehadis Kitabında, Enes İbni Mâlik (ra)’ den rivayetle, Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki; “Şu geçen kimsenin hergün kazandığı kadar hiç kimse amel edemez çünkü Cebrail (as) bana bildirdi ki, bu kimse hergün on defa şu salavâtı verir.”
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin mil es semâvâti vel arzı ve mil el arşil azîm
Açıklama:Şifâüssakâm kitabından: Birgün Şeyh Şibili (ks) Hazretleri, İmam-ı Ebubekir Ahmed İbni Mûsâ (rahimehullah)’ ın yanına geldi. İmam Hazretleri ayağa kalkarak musafaha ettikten sonra onu iki kaşının arasından öptü. Ben taaccüp ettim, İmam hiç kimseye böyle ikramda bulunmamıştı ve buyurdular ki; “Ben rüyamda Peygamber Efendimizin (sas) de Şeyh Şibili’ ye aynı şekilde davrandığını gördüm. Sebebini sorduğumda Efendimiz, onun her namazdan sonra Tevbe Sûresinin sonu olan “Lekad cêekum Rasûlun min enfusikum azîzun aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne Raûfun Rahîm. Fein tevellev fe kul; Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltu ve huve Rabbul Arşil Azîm.” ayetini okuduğunu ve ardından bu salavatı getirdiğini buyurdular.”
Salavât-ı Semâniye
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede mâ halakte,
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil’e mâ halakte,
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede külli şey’in,
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil’e külle şey’in,
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede mâ ahsâ kitâbüke,
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil’e mâ ahsâ kitâbüke,
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede mâ ahâta bihî ılmüke,
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil’e mâ ahâta bihî ılmüke.
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin biadedi külli zerretin elfe elfe merreh.
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin fî evveli kelâminâ,
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin fî evsatı kelâminâ,
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin fî âhiri kelâminâ.
Açıklama: Mevlânâ Şemseddin Rahimehullah Hazretlerinin bizzat Resûl-ü Ekrem Efendimizden, tâun hastalığından korunmak için öğrendiği salavât şöyledir.
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin, bikülli dâin ve devâin,
Ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslîmen kesîrâ.
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihî vesellim. Biadedi mâ fî cemîil Kur’ân-ı harfen harfen, Ve biadedi külli harfin elfen elfen.
SALAVÂT-I FETİH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HABÎBALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HALÎLALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SAFÎYYALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NECİYYALLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HAYRE HALKİLLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MENİHTÂREHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ZEYYENEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ERSELEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ŞERREFEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN AZZEMEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN KERREMEHULLÂH
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDELMÜRSELÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ İMÂMELMÜTTEKÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HATEMENNEBİYYÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ŞEFÎELMÜZNİBÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLE RABBİL ÂLEMÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDEL EVVELÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİL AHİRÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ KÂİDEL MÜRSELÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ŞEFÎAL ÜMMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AZÎMEL HİMMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂMİLE LİVÂİL HAMD
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÂHİBE MAKÂMİL MAHMÛD
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÊKİYEL HAVZIL MEVRÛD
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKSERENNÂSİ TEBEAN YEVMEL KIYÂMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİ VELEDİ ÂDEM
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKREMEL EVVELÎNE VEL AHİRÎN
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ BEŞÎR
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEZÎR
Essalâtü vesselâmü (aleyke) YÂ DÂİYELLÂHİ BİİZNİHÎ VESSİRÂCİL MÜNÎR
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBİYYERRAHMETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBBİYYETTEVBETİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUKAFFİ ESSALÂTİ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ÂKIB
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂŞİR
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUHTÂR
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MÂHÎ
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AHMED
Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİ MUHAMMED
Salavâtullâhi ve melâiketihî ve rüsülihî ve hameleti arşihî ve cemîi halkıhî aleyke
Ve alâ âlike ve eshâbike ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Ey Rabbimiz !
Rasulünü anışımızdan haberdar et !
O na binler salât,binler selâm olsun.
Hz.Muhammed’e Makam-ı Mahmudu ver,
O na vesileyi lûtfet…
O nu Refik-i Alaya yükselt,
Bizi de affet….
Onun hatrına affet,
Zatının hatırına affet,
Ne olur affet bizi,
Bizi affet…. ne olur bizi affet…affet bizi,
Amin

"Cuma gecesi Kehf suresini okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır. İki cuma arasında işlediği (küçük) günahlar da affolur." (Değişik rivayetler için bk. et-Terğıbü ve't-Terhib, Kitabu'l-Cuma, 1/512-513)
Kehf Suresi Anlamı
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...
1. Hamd, kuluna Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah'a mahsustur.
2, 3, 4. (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
5. Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
6. Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!
7. İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
8. Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.
9. Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
10. Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
11. Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. (Onları uyuttuk)
12. Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
13. Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
14, 15. Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, ondan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
16. (İçlerinden biri şöyle dedi:) "Madem ki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın."
17. (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
18. Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.
19. Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az", dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin."
20. "Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."
21. Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.
22. (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir" diyecekler. Şöyle de diyecekler: "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir." De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde onlar hakkında (Kur'an'daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.
23. Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!
24. Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
25. Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
26. De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O ne güzel görür, O ne güzel işitir! Onların, ondan başka hiçbir dostu da yoktur. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."
27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
28. Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
29. De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.
30. Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
31. İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
32. Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.
33. Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
34. Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
35. Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."
36. "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."
37. Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah'ı inkâr mı ediyorsun?"
38. "Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."
39, 40. "Bağına girdiğinde ?Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!.. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."
41. "Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."
42. Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım..."
43. Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
44. İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
45. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.
46. Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.
47. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.
48. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, "Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız" denir.
49. Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!" derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
50. Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
51. Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.
52. (Ey Muhammed!) Allah'ın, "Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın" diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla!
53. Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.
54. Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
55. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab'lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.
56. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
57. Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.
58. Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
59. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler... Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
60. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
61. Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
62. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.
63. Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. ?Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.
64. Mûsâ: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler.
65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
66. Mûsâ ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.
67. Adam şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
68. "İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"
69. Mûsâ, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
70. O da şöyle dedi: "O halde eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
71. Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
72. Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
73. Mûsâ, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
75. Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
76. Mûsâ, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.
77. Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.
78. Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."
79. "O gemi, denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."
80. "Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."
81. "Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."
82. "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur."
83. (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."
84. Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
85. O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
86. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.
87. Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.
88. "Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."
89. Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
91. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
92. Sonra yine bir yol tuttu.
93. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
94. Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
95. Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.
96. "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.
97. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.
98. Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.
99. O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
100, 101. O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
102. İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.
103, 104. (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"
105. Onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkar eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.
106. İşte böyle. İnkar etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir.
107, 108. Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için, içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.
109. De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi."
110. De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (Ne var ki) bana, Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilâhtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın."
* * * * *
Alıntı Yapılabilir
Geçmiş Haftalardaki cuma Mesajlarından bir kısım, alıntı yapılabilir, kullanılabilinir ve paylaşılabilir.
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Allah şöyle bir şehri örnek veriyor. Bu şehir güvenlikli ve huzurluydu, her yerden oraya bol rızık geliyordu.
Derken ahalisi Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etti. Allah da onlara yapıp ettikleri yüzünden genel bir açlık ve korku felaketini tattırdı...."
Nahl Suresi, 112
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Sen öyle bir zamandasın ki, burada kişi emredilenin onda birini bıraksa helak olur.
Sonra öyle bir zaman gelecek ki, emredilenin onda birini yapan kurtulacaktır...."
Buyurmuşlardır..
Tırmizi, Fiten, 79
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini tutanlar, insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah da iyilik edenleri sever...."
Ali İmran Suresi, 3/134
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Ben bir kelime biliyorumki, eğer şu adam o kelimeyi söylerse muhakkak öfkesi geçer. O kelime * Euzü billahi mineş-şeytanirracim * sözüdür...."
Buyurmuşlardır..
Müslim, Birr 109
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Hiçbir dişi, O'nun bilgisi dışında hamile kalmaz ve doğurmaz.."
Fatır Suresi, 35/11
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Biriniz, esiyle birleşeceği zaman "Bismillah, Allahümme cennibne'ş şeytane ve cennibi'ş şeytane ma razaktana " (Allahım, Seytanı bizde ve bize vereceğin çocuktan uzaklaştır) derse ve bu beraberlikten çocukları olursa, şeytan ona zarar veremez.."
Buyurmuşlardir..
Müslim, Nikah, 116
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Ve Rab'bin bal arısına şöyle ilham etti; Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları
çardaklardan kendine yuvalar edin. Sonra her türlü besleyici ürünlerden ye.
Rab'binin koyduğu kanunlara boyun eğerek çizdiği yollardan git.
Onların karınlarından, farklı renk ve çeşitlerde şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır.
İşte bunda da düşünen bir topluluk için açık delil bulunmaktadır..."
Nahl Suresi, 68-69
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Şifa üç şeyde vardır. Bal şerbeti içmek, kan aldırmak ve ateşle dağlamak.
Fakat ümmetimi ateşle dağlamak dan men ederim..."
Buyurmuşlardır..
Buhari Cenaiz 12/1921
ULEMA'İS SU..
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Eğer biz isteseydik o kişiyi delillerimiz le yüceltirdik.
Fakat o dünyaya saplanıp kaldı,
hevesinin peşine düştü. İşte böylesinin hali kovsan da bıraksan da hep dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. Ayetlerimizi yalan sayan topluluğun durumu işte böyledir..."
A'râf Suresi, 176
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
"Allah Teala, ilmi kullardan soymak suretiyle çekip almaz.
Ancak ilmi, alimleri almak suretiyle ortadan kaldırır.
Allah hiç bir alim bırakmayınca da, insanlar bir takım cahil başlar edinirler ve onlara sorular sorarlar.
Onlar da ilimsiz fetva verirler.
Bu yüzden de hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar..."
Buyurmuşlardır..
Buhari, İlim 34
" Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız.."
A'lâ Suresi, 8
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
" Bu din kolaylıktır. Kimse aşırı gayretle dini geçmeye çalışmasın, başa çıkamaz,
yine de yapamadığı eksikleri kalır ve galibiyet dinde kalır.... "
Buyurmuşlardır..
Buhari-İman, 16/29
KADİR GECESİ
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
--İnna enzelnahü fiy leyletilkadr
--Ve ma edrake ma leyletülkadr
--Leyletülkadri hayrün min elfi şehr
--Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr
--Selamün hiye hatta matle'ilfecr..
(1) Biz onu ( Kur'an'ı ) Kadir gecesinde indirdik.
(2) Bilir misin nedir Kadir gecesi?
(3) Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
(4) O gece melekler ve ruh rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar
(5) O gece tan yeri ağarıncaya dek esenlik doludur.
Kadir Suresi, 1-5
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
"Kim inanarak, sevabı Allah'tan bekleyerek, Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa geçmiş günahları affedilir..."
Buyurmuşlardır..
Buhari, Siyam 71
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin en güzeli Allah katındadır..."
Ali İmran Suresi, 14
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
"İnsanoğlunun şu maddeler dışında hiç bir hakkı yoktur. Barınacağı bir ev, edep yerlerini örten bir elbise ve ekmek-su koyacak kap-kacak..."
Buyurmuşlardır..
Tırmizi,Zühd 30
"Ademoğlu, Malım, malım der. Ey Ademoğlu, yiyip tükettiğinden, giyip eskittiginden ve sadaka olarak verip de sevabını kayda geçirdiğinden başka ne malın var ki?
Müslüm, Zühd 3-4
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Ve Biz suyu gökten bir ölçüye göre indiriyor, sonrada onu yeryüzünde tutuyoruz. Ama hiç şüphesiz, bu nimeti geri almaya da kadiriz...."
Muminun Suresi, 18
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Kendiliğinden biten ota mani olacağından dolayı, ihtiyaç dışı su fazlalığından başkasının kullanımını yasaklamayınız...
( önüne set çekmeyin veya su akışını engellemeyin..)"
Buyurmuşlardir..
Buhari, Musaka, 1090
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" De ki; Ey kitap ehli. Haksız yere dininiz konusunda aşırıya gitmeyin ve daha önce sapmış, bir çoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymıs bir topluluğun heva ( istek ve tutku ) larına uymayın...."
Maide Suresi, 77
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Sizin hakkınızda en korktuğum şeylerden biri, mideleriniz ve iffetleriniz hususunda sizi azgınlığa sürükleyen şiddetli arzular, diğeri de heva ve hevesinizin sizi dalalete düşürmesidir.."
Buyurmuşlardır..
Heysemi, I/188
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Allah ve Resulu bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için kendi işleri konusunda tercih
kullanma hakları yoktur.
Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır..."
Azhab Suresi, 36
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
" Helak edici yedi günah, Allah'a şirk koşmak,
Sihir yapmak, Haksız yere adam öldürmek, Faiz yemek, Yetim malıni yemek, Savaş meydanından kaçmak ve İffetli kadınlara iftira atmak.."
Buyurmuşlardır..
Müslim, İman 144
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Ve Allah size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir ki, siz onların sırtına binip üzerine yerleşince Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz. Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdir ederiz, yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz..."
Zuhruf Suresi, 12-13
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Allah'ım, Sen seferde arkadaşım, ailemde vekilimsin. Allah'ım bize arzı dür, seferi kolaylaştır. Allah'ım yolun meşakkatlerinden, üzüntülü dönüşten, mal ve ailede vukua gelecek kötü manzaralardan sana sığınıyorum.."
Buyurmuşlardir..
Muvatta, istizan 4
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" O gün yakın dostlar birbirine düşmandır. Ancak takva üzere olanlar,
( Allah'tan korkup kötü kişilerden sakınan, iyileri dost edinenler) müstesnadır...."
Zuhruf Suresi, 43/67
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Kişi yakın dostunun dini üzeredir. O halde sizden her biriniz kimi yakın dost ediniyorsa, ona dikkatle baksın..."
Buyurmuşlardır..
Tırmizi
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Her kentin ileri gelenlerinden. Hileler, hilekarlık yapanlar da vardır. Lakin onlar hilelerini ve hilekarlıklarını ancak kendilerine yapmış olurlar. Kendi hilekarlıklarının, suçların açığa çıkacağı günün farkında bile değiller...."
Enam Suresi, 123
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Öyle bir zaman gelecek ki, başınıza iyi bir kişiliği, iyi bir kariyeri, iyi bir karakteri olmayan Sefih idareciler gelecek. Onlar kötü insanları iş başına getirip, iyi insanları geride tutacaklar. Kim bu zamanı idrak ederse, sakın yönetici, vergi memuru veya maliyeci olmasın...."
Buyurmuşlardir..
Metealibul Aliye, 2118
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Kim, ihsanda bulunan biri olarak kendini Allah'a teslim ederse, artık o gerçekten kopmayan bir kulba yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a varır....
Lokman Suresi, 22
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Şunu bil ki, sana yardım konusunda herkes biraraya gelse, Allah'ın sana takdir ettiğinden başkasını veremezler. Sana zarar verme maksadıyla insanların hepsi bir araya gelse Allah'ın takdirinden başkasını yapamazlar...."
Buyurmuşlardır..
Tırmizi Kıyame 5
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir.
Asıl erdemli kişi Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, sevdiği maldan, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyen ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan, namazı kılıp, zekatı verendir.
Böyleleri sözlerini tutarlar, darlıkta hastalıkta ve savaşta sabrederler.
İşte doğru olan bunlardır ve takva sahipleri bunlardır."
Bakara Suresi, 177
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
"Üzerinize geçmiş bir hak varsa onu hemen ödeyin, dünyada rezil ve rüsva olurum diye düşünmeyin. Dünya rezil ve rüsvalığı ahirettekinin yanında pek hafiftir..."
Buyurmuşlardır..
İbn-i Esir El Kam, 2
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" O sayılı günler, doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur'an ın indirildiği Ramazan ayıdır. Artık sizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor güçlük çekmenizi istemiyor. Sayıyı tamamlamanız, sizi doğru yola iletmesine karşı Allah'ın ululuğunu dile getirmeniz ve umulurki şükredirsiniz diye uygun hükümler gönderiyor...."
Bakara Suresi, 185
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Sahura kalkmak berekettir. Bir yudum su içseniz bile terketmeyin. Çünkü Allah sahura kalkanlara rahmet eder."
Buyurmuşlardır..
Müsnet 3/44
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir.
Asıl erdemli kişi Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, sevdiği maldan, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyen ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan, namazı kılıp, zekatı verendir.
Böyleleri sözlerini tutarlar, darlıkta hastalıkta ve savaşta sabrederler.
İşte doğru olan bunlardır ve takva sahipleri bunlardır."
Bakara Suresi, 177
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
"Üzerinize geçmiş bir hak varsa onu hemen ödeyin, dünyada rezil ve rüsva olurum diye düşünmeyin. Dünya rezil ve rüsvalığı ahirettekinin yanında pek hafiftir..."
Buyurmuşlardır..
İbn-i Esir El Kam, 2
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun, kalpler yanlızca Allah'ın zikriyle mutmain olur..."
Rad Suresi, 28.Ayet
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında..
" İki söz vardır ki onlar dile hafiftirler, terazide ağırdırlar.
Rahman olan Allah'a sevimlidirler...
Bunlar; Sübhânallahi ve bi-hamdihî , Sübhânallâhil'l azîm.
"(Allah'a hamd ederek, O'nu noksanlıklardan tenzih ederim,
Yüce Allah'ı tenzih ederim) "
Buyurmuşlardır..
Buhari, Kitabu'd-Daavat, 65
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Rahman'ın has kulları o kimselerdir ki, onlar yeryüzünde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine sataştıklarında da "Selametle kalın" deyip geçerler....."
Furkan Suresi, 25/63
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Her kim Allah için Alçakgönüllülük yaparsa, Allah muhakkak onun derecesini yükseltir..."
Buyurmuşlardır..
Müslim, Birr 69
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Doğrusu inkar edenler, Kur'anı duydukları vakit (düşmanlıklarından dolayı) neredeyse gözleri ile seni yere sereceklerdi. Hala da senin için mutlaka o delidir diyorlar. Halbuki Kur'an bütün alemler için bir öğütten başka bir şey değildir..."
Kalem Suresi, 68/51
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Nazar haktır. Nazar eğer kader ile yarışan bir şey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçer ve kaderi değiştirirdi...."
Buyurmuşlardır..
Müslim, Selam 42
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Şeytan içinize yoksulluk korkusu düşürür ve çirkin şeyler yapmanızı emreder. Allah ise kendinden bir bağışlama ve lütuf sözü vermektedir. Allah her şeyi kuşatmakta ve her şeyi bilmektedir."
Bakara Suresi, 268
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" İnsanoğlunda bir lümme-i şeytaniyye bir de lümme-i melekiyye vardır. Lümme-i şeytaniyyeden hakkın yalanlanması ve kötülüklerin yapılması, lümme-i melekiyyeden de hak ve hakikatın tasdik edilmesi ve güzel işlerin yapılması yolunda telkinler yapılır. Buna göre hayır işlerine dair telkinler alan kimse, bunun Allah tarafından olduğunu bilsin ve O'na hamd etsin. Kötülük telkini alan kimse de kovulmuş şeytandan Allah'a sığınsın..."
Buyurmuşlardır..
Tırmizi, Tefsir, 3
Allah c.c Gönderdiği Kitabı KUR'AN-I KERİM de biz kullarına şöyle buyuruyor;
" Göğü bu ahenkle O yükseltti ve bu mizanı o koydu ki siz de ders alıp ölçü dışına taşmayasınız. Öyleyse sizde tartıyı adaletle yapın, sakın teraziyi ve dengeyi aksatmayın...."
Rahman Suresi, 7-9
Peygamber Efendimiz (s.a.v) konu hakkında!
" Hz. Peygamber, Medine yakınlarındaki Zureybu't-Tavil isimli alanı ormanlaştırmış, "Kim buradan bir ağaç kesecek olursa, onun karşılığında bir ağaç diksin diye emretmiş, Medine'den 4 bir tarafa 12 şer km lik alanı Haram ilan ediyorum, bu bölgede ağaçların kesilmesi, otların ve yaprakların kopartılması, hayvanların öldürülmesi yasaktır.."
Buyurmuşlardır..
Fütuhül Buldan 1/17
Ayet ve Hadis ile Cuma mesajları için gösterdiğiniz ilgiye teşekkürler. Daha fazla bilgi için lütfen iletişime geçin; en kısa sürede size dönerim!
Simpaş İş modern Süleyman Demirel Bulvarı D Blok No 8 Başakşehir
05323315755